Sunday, January 24, 2010
Sunday, January 17, 2010
Avatar’daki Türk imzası
Merve YURTYAPAN/MAGAZİN
17.01.2010
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran, Holywood'un son dönemine damgasını vuran filmlerin görsel efektlerinde Coşku Özdemir'ın imzası var. 'Avatar' da dahil birçok filmin projesinde yer alan Özdemir, Türkiye'de görsel efekt dersleri verip yetenekli gençler yetiştirecek
Hollywood'un efektleri bir Türk'e emanet!
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran, sinema tarihini baştan yazacağı söylenen 'Avatar' filminin görsel efekti projesinde bir Türk görev aldı! Sadece 'Avatar' değil, Hollywood'un son dönemde yaptığı en önemli bilim-kurgu ve aksiyon filmlerinin görsel efekt ekibinde çalışan Coşku Özdemir, Türk Sineması'nın yükselişte olduğunu düşünüyor. 'Fantastic 4', 'Buz Devri', 'Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu', 'Madagascar', 'Transformers- 2' , 'Iron Man 2' ve 'The Last Airbender' isimli filmlerin görsel efektleri için çalışan Coşku Özdemir, Türkiye'de kalsa, sinema endüstrisinin şu anki durumu nedeniyle ancak reklamlarda çalışabileceğini, ancak görsel efekt dersleri vererek geçleri eğiteceğini, projesinde yer aldığı filmlerin Türkiye gösterimleri sırasında mekanistlerin ismini kesmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu anlattı.
Hollywood'un en önemli film projelerinde yer aldınız. Nasıl bir eğitim aldınız?
Ben ODTÜ'de 'Metalurji ve Malzeme Mühendisliği' bölümünden mezun oldum. Sonra San Francisco'da 'Academy of Art Üniversitesi'nde görsel efekt ve animasyon okudum. Okulu bitirir bitirmez San Francisco'da küçük ama başarılı bir şirket olan 'Giant Killer Robots'a 'Fantastic 4' filminde çalışmak üzere girdim. Bu projeden sonra, farklı şirketlerden davetler geldi. Ve onları değerlendirdim.
Hangi şirketten teklif geldi ilk olarak?
'Fantastic 4' projesini bitirdikten sonra, beni New York'ta '20th Century Fox'un sahip olduğu 'Blue Sky Studios' için tavsiye ettiler. Oraya gidip 'Buz Devri 2' ve 'Horton'da calıştım. Bu projeler bittikten sonra, tekrar San Francisco'ya döndüm. 'Lucasfilm'in görsel efekt birimi olan 'Industrial Light & Magic'e girip 'Karayip Korsanları 3' filminde çalıştım.
'Fantastic 4' size uğurlu gelmiş ve arka arkaya büyük şirketlerden çağrılmışsınız...
Evet öyle oldu. 'Karayip Korsanları 3' bitince, 'PDI/Dreamworks Animation'a gidip 'Madagascar 2' ve 'Monsters vs Aliens" filmlerinde çalıştım. En son olarak ise proje-bazlı çalışmak yerine bir süreliğine yerleşmeye karar verip yine 'Lucasfilm'in ILM sirketine kadrolu olarak girdim. Burada ise 'Transformers 2', 'Avatar', 'Ironman 2' filmlerinde görsel efektler üzerine çalıştım.
GÖRSEL EFEKT DERSİ VERECEK
Şu an neyle uğraşıyorsunuz?
Şimdi 'The Last Airbender' (Son Hava Bükücü) isimli filmin projesinde çalışıyorum. Üç yıldır, San Francisco'dayım. Orada 'Academy of Art' Üniversitesi'nde görsel efekt dersleri veriyorum.
Dünyaca ünlü projelerde görev almak size ne hissettirdi?
Bu tabii ki gurur duyuyorum. Üzerinde imzanız olan filmlerin, dünyanın dört bir tarafında izlenmesi ve beğenilmesi muhteşem bir duygu.
Bu projelerde, hangi efektler üzerinde çalışıyorsunuz daha çok?
Benim uzmanlık alanım 'efekt animasyonu' olarak isimlendiriyor. Her tür efekti, simulasyonlar yardımıyla sıfırdan yaratıyoruz.
Şu ana kadar ki en kapsamlı efektiniz hangi filmdeydi?
Şu ana kadar yaptığım en büyük efektler 'Karayip Korsanları 3'te okyanusta açılan girdap ve 'Transformers 2'de uçak gemilerinin batışı...
'Avatar' filmiyle üç boyutlu filmler gündemimize yerleşti. Üç boyutlu bir animasyon ne kadar sürede yapılıyor?
Animasyon şirketlerinde senaryo ve planlar yerine oturduktan sonra üretim kısmı 1.5 - 2 sene arasında sürüyor. 'Avatar'da bu aşama 4 yıl sürdü.
DÖNÜM NOKTASI
'Avatar'ın sinema tarihi için bir dönüm noktası olduğunu düşünenlerle hem fikir misiniz?
Evet, 'Avatar' hem görsel efektleriyle hem de 3 boyutlu ilk aktörlü film olmasıyla bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra 3D film furyası başlayacak.
'Avatar' çalışması içerisinde neler yaptınız? Filmde hangi alanda görev aldınız?
Benim çalıştığım stüdyodan filmin en sonunda insanların, yerlilere saldırdığı savaş sahnelerini yapmaları istendi. Bu sahnelerdeki her tür silah için otomatik sistemler kurdum. Aynı zamanda helikopterlerin düşerken çıkardıkları ateş ve dumanlarda da görev aldım.
'Avatar'dan daha öte bir film yakın zamanda çekilebilir mi?
Avatar'ın sinema seyircisini bu kadar büyülemesinin sebebi hayal gücünün sınırlarına dayanmasıdır. Aynı şeyi zamanında 'Star Wars'da yapmıştı. Bu nedenle, bundan ötesini şu aşamada görebilmek cidden çok zor.
YAPIMCILAR KESEYİ AÇACAK
Gerçek oyuncular yerine bu tekniklerle yaratılan ortam ve karakterler yapım bütçelerini düşürüyor mu? Tam tersine, animasyon teknikleriyle gerçek insanlar kadar iyi görünen filmler yapmak yüzlerce sanatçının uzun aylar ve hatta yıllar boyunca çalışmalarını gerektirdiği için bütçelerin artmasına sebep oluyor.
Bu tekniklerin popülerleşmesi ve yaygınlaşması ekonomik kriz ile ilişkilendirilebilir mi?
Bu teknikleri uygulamak bütçeleri arttırdığı için şimdilik çoğu film için ulaşılamaz noktadalar. Ama 'Avatar' ile ekonomik krizi bağlayacak olursak tahmin edilen o ki Avatar'in inanılmaz başarısı film sektörünün iplerini elinde tutanların keselerini daha fazla açıp daha büyük yatırımlar yapmalarını sağlayacak ve yine hayal sınırlarını Avatar kadar zorlayan filmler izleyebileceğiz.
17.01.2010
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran, Holywood'un son dönemine damgasını vuran filmlerin görsel efektlerinde Coşku Özdemir'ın imzası var. 'Avatar' da dahil birçok filmin projesinde yer alan Özdemir, Türkiye'de görsel efekt dersleri verip yetenekli gençler yetiştirecek
Hollywood'un efektleri bir Türk'e emanet!
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran, sinema tarihini baştan yazacağı söylenen 'Avatar' filminin görsel efekti projesinde bir Türk görev aldı! Sadece 'Avatar' değil, Hollywood'un son dönemde yaptığı en önemli bilim-kurgu ve aksiyon filmlerinin görsel efekt ekibinde çalışan Coşku Özdemir, Türk Sineması'nın yükselişte olduğunu düşünüyor. 'Fantastic 4', 'Buz Devri', 'Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu', 'Madagascar', 'Transformers- 2' , 'Iron Man 2' ve 'The Last Airbender' isimli filmlerin görsel efektleri için çalışan Coşku Özdemir, Türkiye'de kalsa, sinema endüstrisinin şu anki durumu nedeniyle ancak reklamlarda çalışabileceğini, ancak görsel efekt dersleri vererek geçleri eğiteceğini, projesinde yer aldığı filmlerin Türkiye gösterimleri sırasında mekanistlerin ismini kesmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu anlattı.
Hollywood'un en önemli film projelerinde yer aldınız. Nasıl bir eğitim aldınız?
Ben ODTÜ'de 'Metalurji ve Malzeme Mühendisliği' bölümünden mezun oldum. Sonra San Francisco'da 'Academy of Art Üniversitesi'nde görsel efekt ve animasyon okudum. Okulu bitirir bitirmez San Francisco'da küçük ama başarılı bir şirket olan 'Giant Killer Robots'a 'Fantastic 4' filminde çalışmak üzere girdim. Bu projeden sonra, farklı şirketlerden davetler geldi. Ve onları değerlendirdim.
Hangi şirketten teklif geldi ilk olarak?
'Fantastic 4' projesini bitirdikten sonra, beni New York'ta '20th Century Fox'un sahip olduğu 'Blue Sky Studios' için tavsiye ettiler. Oraya gidip 'Buz Devri 2' ve 'Horton'da calıştım. Bu projeler bittikten sonra, tekrar San Francisco'ya döndüm. 'Lucasfilm'in görsel efekt birimi olan 'Industrial Light & Magic'e girip 'Karayip Korsanları 3' filminde çalıştım.
'Fantastic 4' size uğurlu gelmiş ve arka arkaya büyük şirketlerden çağrılmışsınız...
Evet öyle oldu. 'Karayip Korsanları 3' bitince, 'PDI/Dreamworks Animation'a gidip 'Madagascar 2' ve 'Monsters vs Aliens" filmlerinde çalıştım. En son olarak ise proje-bazlı çalışmak yerine bir süreliğine yerleşmeye karar verip yine 'Lucasfilm'in ILM sirketine kadrolu olarak girdim. Burada ise 'Transformers 2', 'Avatar', 'Ironman 2' filmlerinde görsel efektler üzerine çalıştım.
GÖRSEL EFEKT DERSİ VERECEK
Şu an neyle uğraşıyorsunuz?
Şimdi 'The Last Airbender' (Son Hava Bükücü) isimli filmin projesinde çalışıyorum. Üç yıldır, San Francisco'dayım. Orada 'Academy of Art' Üniversitesi'nde görsel efekt dersleri veriyorum.
Dünyaca ünlü projelerde görev almak size ne hissettirdi?
Bu tabii ki gurur duyuyorum. Üzerinde imzanız olan filmlerin, dünyanın dört bir tarafında izlenmesi ve beğenilmesi muhteşem bir duygu.
Bu projelerde, hangi efektler üzerinde çalışıyorsunuz daha çok?
Benim uzmanlık alanım 'efekt animasyonu' olarak isimlendiriyor. Her tür efekti, simulasyonlar yardımıyla sıfırdan yaratıyoruz.
Şu ana kadar ki en kapsamlı efektiniz hangi filmdeydi?
Şu ana kadar yaptığım en büyük efektler 'Karayip Korsanları 3'te okyanusta açılan girdap ve 'Transformers 2'de uçak gemilerinin batışı...
'Avatar' filmiyle üç boyutlu filmler gündemimize yerleşti. Üç boyutlu bir animasyon ne kadar sürede yapılıyor?
Animasyon şirketlerinde senaryo ve planlar yerine oturduktan sonra üretim kısmı 1.5 - 2 sene arasında sürüyor. 'Avatar'da bu aşama 4 yıl sürdü.
DÖNÜM NOKTASI
'Avatar'ın sinema tarihi için bir dönüm noktası olduğunu düşünenlerle hem fikir misiniz?
Evet, 'Avatar' hem görsel efektleriyle hem de 3 boyutlu ilk aktörlü film olmasıyla bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra 3D film furyası başlayacak.
'Avatar' çalışması içerisinde neler yaptınız? Filmde hangi alanda görev aldınız?
Benim çalıştığım stüdyodan filmin en sonunda insanların, yerlilere saldırdığı savaş sahnelerini yapmaları istendi. Bu sahnelerdeki her tür silah için otomatik sistemler kurdum. Aynı zamanda helikopterlerin düşerken çıkardıkları ateş ve dumanlarda da görev aldım.
'Avatar'dan daha öte bir film yakın zamanda çekilebilir mi?
Avatar'ın sinema seyircisini bu kadar büyülemesinin sebebi hayal gücünün sınırlarına dayanmasıdır. Aynı şeyi zamanında 'Star Wars'da yapmıştı. Bu nedenle, bundan ötesini şu aşamada görebilmek cidden çok zor.
YAPIMCILAR KESEYİ AÇACAK
Gerçek oyuncular yerine bu tekniklerle yaratılan ortam ve karakterler yapım bütçelerini düşürüyor mu? Tam tersine, animasyon teknikleriyle gerçek insanlar kadar iyi görünen filmler yapmak yüzlerce sanatçının uzun aylar ve hatta yıllar boyunca çalışmalarını gerektirdiği için bütçelerin artmasına sebep oluyor.
Bu tekniklerin popülerleşmesi ve yaygınlaşması ekonomik kriz ile ilişkilendirilebilir mi?
Bu teknikleri uygulamak bütçeleri arttırdığı için şimdilik çoğu film için ulaşılamaz noktadalar. Ama 'Avatar' ile ekonomik krizi bağlayacak olursak tahmin edilen o ki Avatar'in inanılmaz başarısı film sektörünün iplerini elinde tutanların keselerini daha fazla açıp daha büyük yatırımlar yapmalarını sağlayacak ve yine hayal sınırlarını Avatar kadar zorlayan filmler izleyebileceğiz.
Saturday, January 16, 2010
El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor
El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor. El yazısı bilimi şimde de iş dünyasının hizmetinde...
Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.
İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.
Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:
Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.
Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.
Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur.
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, “bana nefes alacak alan bırak” mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.
Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.
Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.
Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.
İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.
Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:
Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.
Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.
Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur.
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, “bana nefes alacak alan bırak” mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.
Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.
Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.
Kendi yerini mi açmak istiyorsun?
Mesleki eğitimleriyle binlerce kişiyi profesyonel hayata kazandıran MSA kendi mekânını açmak, mekânı olup kendini geliştirmek isteyenler için yiyecek içecek işletmeciliği kursu veriyor.
14.12.09
2004 yılından bu yana verdiği mesleki eğitimleriyle öne çıkan Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) profesyonel aşçılık, pasta ve ekmekçilik eğitimlerine yiyecek-içecek işletmeciliği eğitimlerini de kattı. Yiyecek-içecek işletmeciliği eğitimlerine kendi yerini açmak isteyenlerle hali hazırda mekanı olup kendini geliştirmek isteyenler katılabilecek. Eğitimlere katılanlar kafe, restoran, bar, kahve dükkanı, bistro, şaraphane ve benzeri mekanların yönetimi ile ilgili konularda sektörün tanınmış profesyonellerinden teorik ve pratik dersler alacak.
Fizibilite çalışmalarından, menü hazırlanmasına, personel seçiminden stok kontrolüne, sponsorluk çalışmalarına kadar pek çok teorik ders ile soslar, çorbalar, deniz ürünleri, hamur işleri, kanepeler, mezeler, tatlılar, şarap, sofra düzenlemeleri gibi uygulamalı derslerden oluşan kursun sonunda öğrenciler T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavına girerek MEB sertifikası alıyor. Kursiyerler program sonunda kendi tesislerini işletebilecek veya işletmelerde profesyonel yönetici olarak çalışabilecek bilgi ve beceriye sahip oluyor.
Bugüne kadar 750 mezun verdi
Sadece 24 öğrencinin katılabileceği 41. dönem Yiyecek-İçecek İşletmeciliği eğitimi 14 Aralık 2009 – 01 Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe olmak üzere haftada dört gün verilecek eğitimde teorik dersler 3 saat, mutfak uygulamalı dersler ise 4 saat sürüyor. Bugüne kadar 750 kişinin mezun olduğu kursun ücreti ise KDV dahil 3.500 TL.
Kolay ulaşım ağıyla da dikkat çeken MSA’nın Maslak’taki 2.100 metrekarelik ve son teknolojiyle donatılan yeni binasında gerçekleştirilecek Yiyecek-İçecek İşletmeciliği eğitimine katılmak için acele etmenizde fayda var. Programla ilgili ayrıntılı bilgiye www.msa.tc adresinden veya 0212 290 35 50 / 444 9 MSA numaralı telefondan ulaşılabilir.
14.12.09
2004 yılından bu yana verdiği mesleki eğitimleriyle öne çıkan Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) profesyonel aşçılık, pasta ve ekmekçilik eğitimlerine yiyecek-içecek işletmeciliği eğitimlerini de kattı. Yiyecek-içecek işletmeciliği eğitimlerine kendi yerini açmak isteyenlerle hali hazırda mekanı olup kendini geliştirmek isteyenler katılabilecek. Eğitimlere katılanlar kafe, restoran, bar, kahve dükkanı, bistro, şaraphane ve benzeri mekanların yönetimi ile ilgili konularda sektörün tanınmış profesyonellerinden teorik ve pratik dersler alacak.
Fizibilite çalışmalarından, menü hazırlanmasına, personel seçiminden stok kontrolüne, sponsorluk çalışmalarına kadar pek çok teorik ders ile soslar, çorbalar, deniz ürünleri, hamur işleri, kanepeler, mezeler, tatlılar, şarap, sofra düzenlemeleri gibi uygulamalı derslerden oluşan kursun sonunda öğrenciler T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavına girerek MEB sertifikası alıyor. Kursiyerler program sonunda kendi tesislerini işletebilecek veya işletmelerde profesyonel yönetici olarak çalışabilecek bilgi ve beceriye sahip oluyor.
Bugüne kadar 750 mezun verdi
Sadece 24 öğrencinin katılabileceği 41. dönem Yiyecek-İçecek İşletmeciliği eğitimi 14 Aralık 2009 – 01 Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe olmak üzere haftada dört gün verilecek eğitimde teorik dersler 3 saat, mutfak uygulamalı dersler ise 4 saat sürüyor. Bugüne kadar 750 kişinin mezun olduğu kursun ücreti ise KDV dahil 3.500 TL.
Kolay ulaşım ağıyla da dikkat çeken MSA’nın Maslak’taki 2.100 metrekarelik ve son teknolojiyle donatılan yeni binasında gerçekleştirilecek Yiyecek-İçecek İşletmeciliği eğitimine katılmak için acele etmenizde fayda var. Programla ilgili ayrıntılı bilgiye www.msa.tc adresinden veya 0212 290 35 50 / 444 9 MSA numaralı telefondan ulaşılabilir.
İş garantili CV
Özgeçmişinize ekleyeceğiniz iki cümle ile işe alım yapacak yönetici için mücevher değerinde bir fark yaratabilirsiniz. “Çalışan CV” denen bu yöntem ile işi kapmak daha kolay
Hüsniye Güngör
husniye.gungor@sabah.com.tr
İş aramak, hele de bu ortamda oldukça sancılı bir süreç halini aldı. Malum, şu sıralar umutsuzca adı sanı bilinmeyen yüzlerce şirkete gönderilen binlerce özgeçmiş arasından fark edilmek her zamankinden daha da zor. Halbuki özgeçmişinizde açacağınız küçücük bir bölümle çok büyük bir fark yaratabilirsiniz. Ancak o küçük bölüme yazacağınız iki cümle için öncesinde bir miktar çalışma yapmanız gerekiyor. Zaten yöntemin yaratıcısı Nick Corcodilos da icadına “çalışan CV” diyor.
1979’tan beri Amerika’nın en rekabetçi pazarlarından Silikon Vadisi’nde beyin avcılığı yapan Corcodilos’un çalışan CV’siyle henüz görüşmeye gitmeden olası patronunuza onun için yapabileceklerinizi göstermeniz mümkün. Özgeçmişlerde görmeye alıştığımız ve artık klasikleşmiş “kariyer hedefleri” bölümüne iyi bir alternatif olan bu yöntemi terfi ya da departman değişikliği isteyenler de kullanabilir. Peki, çalışan CV nedir ve nasıl hazırlanır? Yaratıcısının ağzından aktaralım…
Ücretsiz ürün örneği vermek gibi
Klasik bir pazarlama kuralı vardır ya… “Müşterinin sizin ürünlerinizden almasını beklemeden önce ürününüzden ücretsiz bir örneği siz ona verin” diyen. Böylelikle olası müşterileri yakalamış olursunuz. Artık müşterinin de daha fazlasını istemek için bir nedeni vardır. Böylelikle aynı zamanda ürününüzün ne kadar iyi olduğunun kanıtlanması gibi kritik bir hedefi de gerçekleştirmiş olursunuz.
Corcodilos’a göre aynı şeyi özgeçmişinizde de yapabilirsiniz. Yani olası işvereninize onun için yapabileceklerinizle ilgili bedava bir örnek vermek. Bu, işverenin dikkatini çekecektir ve sizi amacı sadece işi kapmaya çalışmak değil, işveren için o işi yapmak olan bir iş avcısı statüsüne sokacaktır.
Şirketi ve sektörü araştırın
Peki, işverene sunduklarınızla ilgili bir örneği özgeçmişinize nasıl koyacaksınız?
Öncelikle yaptığınız işi ve becerilerinizi sektörünüzdeki şirketler için değerli yapanın ne olduğunu anlamalısınız. Sadece yeteneklerinizi düşünmeyin. Yeteneklerinizi şu ana kadar işverenleri başarılı ve karlı hale getirmek için nasıl kullandığınızı düşünün. Fakat bunu özgeçmişinize yazmayın. Çünkü bunların bir önceki patronunuza yaramış olması olası patronunuza da faydalı olacağı anlamına gelmiyor. Bu bilgiyi olası işvereninize “Sizin için yapabileceklerim bunlardır” demek için paketlemeniz gerekecek.
Bu bilgiyi aktarmadan önce işverenin ihtiyaçlarının neler olduğunu anlamanız gerekiyor. Bu da şirketinin karşı karşıya olduğu problem ve zorlukları bilmeniz gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla bir miktar araştırma yapmanız gerekiyor. Corcodilos “Bunu yapın” diyor ve ekliyor: “Çünkü değer yaratmanın daha kestirme bir yolu yok!”
Neye ihtiyaç varsa onu sunun
Aynı sektördeki şirketlerin birçoğu aynı genel sorunlarla karşı karşıya kalır. Sektörel dergileri karıştırarak bu sorunların neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Diğer yandan sektördeki birkaç kilit isimle konuşarak daha “insider” bilgi almak mümkün. Bu isimleri örneğin yazdıkları bir makaleyi ya da onlar hakkında yazılmış makaleleri okuyarak saptayabilirsiniz. Bu insanları bulun ve arayın. Ya da girmeyi hedeflediğiniz şirketin çalışanlarını arayın. Şirketin üye olduğu mesleki kuruluşları aramak da oldukça bilgilendirici olabilir.
Kazıyın. Örneğin şirketin müşterileri ve rakipleri ile konuşun. Öğrenecekleriniz karşısında hayrete düşeceksiniz. Bu bilgiyi olası işvereninizin karşı karşıya olduğu sorunları çözmek için donanımlarınızı nasıl kullanacağınızı tespit etmek için kullanın.
Daha sonra geçmiş başarılarınıza bir göz atın. Hangi donanımlarınızı kullandınız? Üzerlerine düşünmek için bunların bir listesini oluşturun. Hangileri şirketinizin daha başarılı ve karlı olmasını sağladı? Yarattığınız farklılığın öyle çok büyük miktarlarda olması da gerekmiyor. Ancak mutlaka ve mutlaka şirketin kar hanesine katkısı olacak bir farklılık olması gerekiyor. Bu değerlendirmenin ardından kendinize “Donanımlarımı çalışmak istediğim şirketin karşı karşıya olduğu zorlukları çözmek için nasıl kullanabilirim” diye sorun.
Değer önerin
Özgeçmişinizde “önerilen fayda” (value offered) başlıklı bir alan açın. Corcodilos bu bölüm için en uygun yerin özgeçmişinizin üst tarafında isminizin olduğu bölümün altı olduğunu söylüyor. İki cümlede, mümkünse özgeçmişte üç - dört satırı geçmeyecek şekilde, önerdiğiniz değeri belirtin. Net olun. Başvurduğunuz her şirket için bu bölümü değiştirmeniz gerekecek. Ama emin olun ki buna değer.
Mücevher değerinde bilgiler
Bu tür bir cümle kurabilmek için çalışmak istediğiniz şirketle ilgili birçok bilgi edinmeniz ve yapacağınız katkıyı iyi tanımlamanız gerekiyor. Eğer bir terfi ya da departman değişikliği istiyorsanız bunu mevcut işvereninize de yapabilirsiniz.
Tercih size kalmış. Vaktinizi bu önemli ve gerekli araştırmayı yapıp iş başvurusunda bulunduğunuz şirkete tam olarak nasıl bir katkıda bulunacağınıza karar vererek de geçirebilirsiniz, tam olarak ne yaptığını bilmediğiniz yüzlerce şirkete özgeçmiş gönderip size geri dönmelerini bekleyerek de… Özgeçmişinize yaratacağınız değerden bir örnek koyun. Bu, işe alım kararını veren yönetici için mücevher değerinde bir bilgidir.
ÇALIŞAN CV HAZIRLARKEN
Bu ifadeleri asla kullanmayın
• “Kendini geliştirmek için fırsat bekleyen çok çalışkan ve yetenekli operasyon müdürü.” (Kim istemez ki! Fakat benim şirketimin hedeflerini nasıl geliştireceksin?)
• “Güçlü satış ve pazarlama deneyimi ve kusursuz iletişim yeteneği ile kar hanenize katkı.” (Fakat şirketim için tam olarak ne yapacaksın?)
• “Herhangi bir şirket için çok büyük değer yaratırım çünkü başkalarıyla ortaklaşa çalışmalarda çok iyiyimdir.” (Çok genel, işverenin herhangi bir sorun ya da hedefine vurgu yapmıyor. İyi kişisel özelliklere sahip olduğunu belirtmek özgeçmişlerde en çok yer alan ifadelerdendir.)
Örnek alabileceğiniz ifade biçimleri:
• “Nakliye tedarikçilerinizle daha iyi anlaşmalar yaparak ve nakliye departmanınızı düzenleyerek operasyon maliyetlerinizi düşüreceğim.”
• “Satış ekibinize danışmanlık seviyesinde satış teknikleri öğreterek ve hedef pazarınızdaki fikir önderleri ile ilişkiler geliştirerek gelirlerinizi ve karlılığınızı artıracağım.”
• “Zamanında ve düşük maliyetli programlama projeleri getirerek karlılığınızı artıracağım. Bunu tasarım ekibinizin son kullanıcıyla daha yakın çalışmasını sağlayacak özel teknikleri kullanarak yapacağım.”
Çalışan özgeçmiş neleri kapsar?
• Çalışmak istediğinizi şirketin yaptığı işle ilgili net bir tasvir.
• İşverenin karşı karşıya olduğu sorun ve zorlukları anladığınıza dair ispat.
• İşveren için yapılması gereken işi nasıl yapacağınıza dair bir plan.
• Kar hanesine nasıl ve ne kadar katkıda bulunacağınıza dair bir tahmin.
Hüsniye Güngör
husniye.gungor@sabah.com.tr
İş aramak, hele de bu ortamda oldukça sancılı bir süreç halini aldı. Malum, şu sıralar umutsuzca adı sanı bilinmeyen yüzlerce şirkete gönderilen binlerce özgeçmiş arasından fark edilmek her zamankinden daha da zor. Halbuki özgeçmişinizde açacağınız küçücük bir bölümle çok büyük bir fark yaratabilirsiniz. Ancak o küçük bölüme yazacağınız iki cümle için öncesinde bir miktar çalışma yapmanız gerekiyor. Zaten yöntemin yaratıcısı Nick Corcodilos da icadına “çalışan CV” diyor.
1979’tan beri Amerika’nın en rekabetçi pazarlarından Silikon Vadisi’nde beyin avcılığı yapan Corcodilos’un çalışan CV’siyle henüz görüşmeye gitmeden olası patronunuza onun için yapabileceklerinizi göstermeniz mümkün. Özgeçmişlerde görmeye alıştığımız ve artık klasikleşmiş “kariyer hedefleri” bölümüne iyi bir alternatif olan bu yöntemi terfi ya da departman değişikliği isteyenler de kullanabilir. Peki, çalışan CV nedir ve nasıl hazırlanır? Yaratıcısının ağzından aktaralım…
Ücretsiz ürün örneği vermek gibi
Klasik bir pazarlama kuralı vardır ya… “Müşterinin sizin ürünlerinizden almasını beklemeden önce ürününüzden ücretsiz bir örneği siz ona verin” diyen. Böylelikle olası müşterileri yakalamış olursunuz. Artık müşterinin de daha fazlasını istemek için bir nedeni vardır. Böylelikle aynı zamanda ürününüzün ne kadar iyi olduğunun kanıtlanması gibi kritik bir hedefi de gerçekleştirmiş olursunuz.
Corcodilos’a göre aynı şeyi özgeçmişinizde de yapabilirsiniz. Yani olası işvereninize onun için yapabileceklerinizle ilgili bedava bir örnek vermek. Bu, işverenin dikkatini çekecektir ve sizi amacı sadece işi kapmaya çalışmak değil, işveren için o işi yapmak olan bir iş avcısı statüsüne sokacaktır.
Şirketi ve sektörü araştırın
Peki, işverene sunduklarınızla ilgili bir örneği özgeçmişinize nasıl koyacaksınız?
Öncelikle yaptığınız işi ve becerilerinizi sektörünüzdeki şirketler için değerli yapanın ne olduğunu anlamalısınız. Sadece yeteneklerinizi düşünmeyin. Yeteneklerinizi şu ana kadar işverenleri başarılı ve karlı hale getirmek için nasıl kullandığınızı düşünün. Fakat bunu özgeçmişinize yazmayın. Çünkü bunların bir önceki patronunuza yaramış olması olası patronunuza da faydalı olacağı anlamına gelmiyor. Bu bilgiyi olası işvereninize “Sizin için yapabileceklerim bunlardır” demek için paketlemeniz gerekecek.
Bu bilgiyi aktarmadan önce işverenin ihtiyaçlarının neler olduğunu anlamanız gerekiyor. Bu da şirketinin karşı karşıya olduğu problem ve zorlukları bilmeniz gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla bir miktar araştırma yapmanız gerekiyor. Corcodilos “Bunu yapın” diyor ve ekliyor: “Çünkü değer yaratmanın daha kestirme bir yolu yok!”
Neye ihtiyaç varsa onu sunun
Aynı sektördeki şirketlerin birçoğu aynı genel sorunlarla karşı karşıya kalır. Sektörel dergileri karıştırarak bu sorunların neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Diğer yandan sektördeki birkaç kilit isimle konuşarak daha “insider” bilgi almak mümkün. Bu isimleri örneğin yazdıkları bir makaleyi ya da onlar hakkında yazılmış makaleleri okuyarak saptayabilirsiniz. Bu insanları bulun ve arayın. Ya da girmeyi hedeflediğiniz şirketin çalışanlarını arayın. Şirketin üye olduğu mesleki kuruluşları aramak da oldukça bilgilendirici olabilir.
Kazıyın. Örneğin şirketin müşterileri ve rakipleri ile konuşun. Öğrenecekleriniz karşısında hayrete düşeceksiniz. Bu bilgiyi olası işvereninizin karşı karşıya olduğu sorunları çözmek için donanımlarınızı nasıl kullanacağınızı tespit etmek için kullanın.
Daha sonra geçmiş başarılarınıza bir göz atın. Hangi donanımlarınızı kullandınız? Üzerlerine düşünmek için bunların bir listesini oluşturun. Hangileri şirketinizin daha başarılı ve karlı olmasını sağladı? Yarattığınız farklılığın öyle çok büyük miktarlarda olması da gerekmiyor. Ancak mutlaka ve mutlaka şirketin kar hanesine katkısı olacak bir farklılık olması gerekiyor. Bu değerlendirmenin ardından kendinize “Donanımlarımı çalışmak istediğim şirketin karşı karşıya olduğu zorlukları çözmek için nasıl kullanabilirim” diye sorun.
Değer önerin
Özgeçmişinizde “önerilen fayda” (value offered) başlıklı bir alan açın. Corcodilos bu bölüm için en uygun yerin özgeçmişinizin üst tarafında isminizin olduğu bölümün altı olduğunu söylüyor. İki cümlede, mümkünse özgeçmişte üç - dört satırı geçmeyecek şekilde, önerdiğiniz değeri belirtin. Net olun. Başvurduğunuz her şirket için bu bölümü değiştirmeniz gerekecek. Ama emin olun ki buna değer.
Mücevher değerinde bilgiler
Bu tür bir cümle kurabilmek için çalışmak istediğiniz şirketle ilgili birçok bilgi edinmeniz ve yapacağınız katkıyı iyi tanımlamanız gerekiyor. Eğer bir terfi ya da departman değişikliği istiyorsanız bunu mevcut işvereninize de yapabilirsiniz.
Tercih size kalmış. Vaktinizi bu önemli ve gerekli araştırmayı yapıp iş başvurusunda bulunduğunuz şirkete tam olarak nasıl bir katkıda bulunacağınıza karar vererek de geçirebilirsiniz, tam olarak ne yaptığını bilmediğiniz yüzlerce şirkete özgeçmiş gönderip size geri dönmelerini bekleyerek de… Özgeçmişinize yaratacağınız değerden bir örnek koyun. Bu, işe alım kararını veren yönetici için mücevher değerinde bir bilgidir.
ÇALIŞAN CV HAZIRLARKEN
Bu ifadeleri asla kullanmayın
• “Kendini geliştirmek için fırsat bekleyen çok çalışkan ve yetenekli operasyon müdürü.” (Kim istemez ki! Fakat benim şirketimin hedeflerini nasıl geliştireceksin?)
• “Güçlü satış ve pazarlama deneyimi ve kusursuz iletişim yeteneği ile kar hanenize katkı.” (Fakat şirketim için tam olarak ne yapacaksın?)
• “Herhangi bir şirket için çok büyük değer yaratırım çünkü başkalarıyla ortaklaşa çalışmalarda çok iyiyimdir.” (Çok genel, işverenin herhangi bir sorun ya da hedefine vurgu yapmıyor. İyi kişisel özelliklere sahip olduğunu belirtmek özgeçmişlerde en çok yer alan ifadelerdendir.)
Örnek alabileceğiniz ifade biçimleri:
• “Nakliye tedarikçilerinizle daha iyi anlaşmalar yaparak ve nakliye departmanınızı düzenleyerek operasyon maliyetlerinizi düşüreceğim.”
• “Satış ekibinize danışmanlık seviyesinde satış teknikleri öğreterek ve hedef pazarınızdaki fikir önderleri ile ilişkiler geliştirerek gelirlerinizi ve karlılığınızı artıracağım.”
• “Zamanında ve düşük maliyetli programlama projeleri getirerek karlılığınızı artıracağım. Bunu tasarım ekibinizin son kullanıcıyla daha yakın çalışmasını sağlayacak özel teknikleri kullanarak yapacağım.”
Çalışan özgeçmiş neleri kapsar?
• Çalışmak istediğinizi şirketin yaptığı işle ilgili net bir tasvir.
• İşverenin karşı karşıya olduğu sorun ve zorlukları anladığınıza dair ispat.
• İşveren için yapılması gereken işi nasıl yapacağınıza dair bir plan.
• Kar hanesine nasıl ve ne kadar katkıda bulunacağınıza dair bir tahmin.
Friday, January 15, 2010
Reading minds just one idea to change air security
CHICAGO – A would-be terrorist tries to board a plane, bent on mass murder. As he walks through a security checkpoint, fidgeting and glancing around, a network of high-tech machines analyzes his body language and reads his mind.
Screeners pull him aside.
Tragedy is averted.
As far-fetched as that sounds, systems that aim to get inside an evildoer's head are among the proposals floated by security experts thinking beyond the X-ray machines and metal detectors used on millions of passengers and bags each year.
On Thursday, in the wake of the Christmas Day bombing attempt over Detroit, President Barack Obama called on Homeland Security and the Energy Department to develop better screening technology, warning: "In the never-ending race to protect our country, we have to stay one step ahead of a nimble adversary.''
The ideas that have been offered by security experts for staying one step ahead include highly sophisticated sensors, more intensive interrogations of travelers by screeners trained in human behavior, and a lifting of the U.S. prohibitions against profiling.
Some of the more unusual ideas are already being tested. Some aren't being given any serious consideration. Many raise troubling questions about civil liberties. All are costly.
"Regulators need to accept that the current approach is outdated," said Philip Baum, editor of the London-based magazine Aviation Security International. "It may have responded to the threats of the 1960s, but it doesn't respond to the threats of the 21st century.''
Here's a look at some of the ideas that could shape the future of airline security:
The aim of one company that blends high technology and behavioral psychology is hinted at in its name, WeCU – as in "We See You.''
The system that Israeli-based WeCU Technologies has devised and is testing in Israel projects images onto airport screens, such as symbols associated with a certain terrorist group or some other image only a would-be terrorist would recognize, company CEO Ehud Givon said.
The logic is that people can't help reacting, even if only subtly, to familiar images that suddenly appear in unfamiliar places. If you strolled through an airport and saw a picture of your mother, Givon explained, you couldn't help but respond.
The reaction could be a darting of the eyes, an increased heartbeat, a nervous twitch or faster breathing, he said.
The WeCU system would use humans to do some of the observing but would rely mostly on hidden cameras or sensors that can detect a slight rise in body temperature and heart rate. Far more sensitive devices under development that can take such measurements from a distance would be incorporated later.
If the sensors picked up a suspicious reaction, the traveler could be pulled out of line for further screening.
"One by one, you can screen out from the flow of people those with specific malicious intent," Givon said.
Some critics have expressed horror at the approach, calling it Orwellian and akin to "brain fingerprinting.''
For civil libertarians, attempting to read a person's thoughts comes uncomfortably close to the future world depicted in the movie ``Minority Report," where a policeman played by Tom Cruise targets people for "pre-crimes," or merely thinking about breaking the law.
One system being studied by Homeland Security is called the Future Attribute Screening Technology, or FAST, and works like a souped-up polygraph.
It would subject people pulled aside for additional screening to a battery of tests, including scans of facial movements and pupil dilation, for signs of deception. Small platforms similar to the balancing boards used in the Nintendo Wii would help detect fidgeting.
At a public demonstration of the system in Boston last year, project manager Robert Burns explained that people who harbor ill will display involuntary physiological reactions that others – such as those who are stressed out for ordinary reasons, such as being late for a plane – don't.
The system could be made to work passively, scanning people as they walk through a security line, according to Burns.
Field testing of the system, which will cost around $20 million to develop, could begin in 2011, The Boston Globe said in a story about the demonstration. Addressing one concern of civil libertarians, Burns said the technology would delete data after each screening.
Some say the U.S. should take a page from Israel's book on security.
At Israeli airports, widely considered the most secure in the world, travelers are subjected to probing personal questions as screeners look them straight in the eye for signs of deception. Searches are meticulous, with screeners often scrutinizing every item in a bag, unfolding socks, squeezing toothpaste and flipping through books.
"All must look to Israel and learn from them. This is not a post-911 thing for them. They've been doing this since 1956," said Michael Goldberg, president of New York-based IDO Security Inc., which developed a device that can scan shoes for hidden weapons while they are still on people's feet.
Israel also employs profiling: At Ben-Gurion Airport, Jewish Israelis typically pass through smoothly, while others may be taken aside for closer interrogation or even strip searches. Another distinquishing feature of Israeli airports is that they rely on concentric security rings that start miles from terminal buildings.
Rafi Ron, the former security director at Ben-Gurion who now is a consultant for Boston's Logan International Airport, says U.S. airports also need to be careful not to overcommit to securing passenger entry points at airports, forgetting about the rest of the field.
"Don't invest all your efforts on the front door and leave the back door open," Ron said.
While many experts agree the United States could adopt some Israeli methods, few believe the overall model would work here, in part because of the sheer number of large U.S. airports – around 400, versus half a dozen in Israel.
Also, the painstaking searches and interrogations would create delays that could bring U.S. air traffic to a standstill. And many Americans would find the often intrusive and intimidating Israeli approach repugnant.
Some argue that policies against profiling undermine security.
Baum, who is also managing director of Green Light Limited, a London-based aviation security company, agrees profiling based on race and religion is counterproductive and should be avoided. But he argues that a reluctance to distinguish travelers on other grounds – such as their general appearance or their mannerisms – is not only foolhardy but dangerous.
"When you see a typical family – dressed like a family, acts like a family, interacts with each other like a family ... when their passport details match – then let's get them through," he said. "Stop wasting time that would be much better spent screening the people that we've got more concerns about.''
U.S. authorities prohibit profiling of passengers based on ethnicity, religion or national origin. Current procedures call for travelers to be randomly pulled out of line for further screening.
Scrutinizing 80-year-old grandmothers or students because they might be carrying school scissors can defy common sense, Baum said.
"We need to use the human brain – which is the best technology of them all," he said.
But any move to relax prohibitions against profiling in the U.S. would surely trigger fierce resistance, including legal challenges by privacy advocates.
What if security were left to somebody other than the federal government?
Jim Harper, director of information policy studies at the Washington-based Cato Institute, a free-market-oriented think tank, says airlines should be allowed take charge of security at airports.
Especially since 9/11, the trend has been toward standardizing security procedures to ensure all airports follow the best practices. But Harper argues that decentralizing the responsibility would result in a mix of approaches – thereby making it harder for terrorists to use a single template in planning attacks.
"Passengers, too, prefer a uniform experience," he said. "But that's not necessarily the best security. It's better if sometimes we take your laptop out, sometimes we'll pat you down. Those are things that will really drive a terrorist batty – as if they're not batty already.''
Harper concedes that privatizing airport security is probably wishful thinking, and the idea has not gotten any traction. He acknowledges it would be difficult to allay fears of gaping security holes if it were left to each airline or airport owner to decide its own approach.
Screeners pull him aside.
Tragedy is averted.
As far-fetched as that sounds, systems that aim to get inside an evildoer's head are among the proposals floated by security experts thinking beyond the X-ray machines and metal detectors used on millions of passengers and bags each year.
On Thursday, in the wake of the Christmas Day bombing attempt over Detroit, President Barack Obama called on Homeland Security and the Energy Department to develop better screening technology, warning: "In the never-ending race to protect our country, we have to stay one step ahead of a nimble adversary.''
The ideas that have been offered by security experts for staying one step ahead include highly sophisticated sensors, more intensive interrogations of travelers by screeners trained in human behavior, and a lifting of the U.S. prohibitions against profiling.
Some of the more unusual ideas are already being tested. Some aren't being given any serious consideration. Many raise troubling questions about civil liberties. All are costly.
"Regulators need to accept that the current approach is outdated," said Philip Baum, editor of the London-based magazine Aviation Security International. "It may have responded to the threats of the 1960s, but it doesn't respond to the threats of the 21st century.''
Here's a look at some of the ideas that could shape the future of airline security:
The aim of one company that blends high technology and behavioral psychology is hinted at in its name, WeCU – as in "We See You.''
The system that Israeli-based WeCU Technologies has devised and is testing in Israel projects images onto airport screens, such as symbols associated with a certain terrorist group or some other image only a would-be terrorist would recognize, company CEO Ehud Givon said.
The logic is that people can't help reacting, even if only subtly, to familiar images that suddenly appear in unfamiliar places. If you strolled through an airport and saw a picture of your mother, Givon explained, you couldn't help but respond.
The reaction could be a darting of the eyes, an increased heartbeat, a nervous twitch or faster breathing, he said.
The WeCU system would use humans to do some of the observing but would rely mostly on hidden cameras or sensors that can detect a slight rise in body temperature and heart rate. Far more sensitive devices under development that can take such measurements from a distance would be incorporated later.
If the sensors picked up a suspicious reaction, the traveler could be pulled out of line for further screening.
"One by one, you can screen out from the flow of people those with specific malicious intent," Givon said.
Some critics have expressed horror at the approach, calling it Orwellian and akin to "brain fingerprinting.''
For civil libertarians, attempting to read a person's thoughts comes uncomfortably close to the future world depicted in the movie ``Minority Report," where a policeman played by Tom Cruise targets people for "pre-crimes," or merely thinking about breaking the law.
One system being studied by Homeland Security is called the Future Attribute Screening Technology, or FAST, and works like a souped-up polygraph.
It would subject people pulled aside for additional screening to a battery of tests, including scans of facial movements and pupil dilation, for signs of deception. Small platforms similar to the balancing boards used in the Nintendo Wii would help detect fidgeting.
At a public demonstration of the system in Boston last year, project manager Robert Burns explained that people who harbor ill will display involuntary physiological reactions that others – such as those who are stressed out for ordinary reasons, such as being late for a plane – don't.
The system could be made to work passively, scanning people as they walk through a security line, according to Burns.
Field testing of the system, which will cost around $20 million to develop, could begin in 2011, The Boston Globe said in a story about the demonstration. Addressing one concern of civil libertarians, Burns said the technology would delete data after each screening.
Some say the U.S. should take a page from Israel's book on security.
At Israeli airports, widely considered the most secure in the world, travelers are subjected to probing personal questions as screeners look them straight in the eye for signs of deception. Searches are meticulous, with screeners often scrutinizing every item in a bag, unfolding socks, squeezing toothpaste and flipping through books.
"All must look to Israel and learn from them. This is not a post-911 thing for them. They've been doing this since 1956," said Michael Goldberg, president of New York-based IDO Security Inc., which developed a device that can scan shoes for hidden weapons while they are still on people's feet.
Israel also employs profiling: At Ben-Gurion Airport, Jewish Israelis typically pass through smoothly, while others may be taken aside for closer interrogation or even strip searches. Another distinquishing feature of Israeli airports is that they rely on concentric security rings that start miles from terminal buildings.
Rafi Ron, the former security director at Ben-Gurion who now is a consultant for Boston's Logan International Airport, says U.S. airports also need to be careful not to overcommit to securing passenger entry points at airports, forgetting about the rest of the field.
"Don't invest all your efforts on the front door and leave the back door open," Ron said.
While many experts agree the United States could adopt some Israeli methods, few believe the overall model would work here, in part because of the sheer number of large U.S. airports – around 400, versus half a dozen in Israel.
Also, the painstaking searches and interrogations would create delays that could bring U.S. air traffic to a standstill. And many Americans would find the often intrusive and intimidating Israeli approach repugnant.
Some argue that policies against profiling undermine security.
Baum, who is also managing director of Green Light Limited, a London-based aviation security company, agrees profiling based on race and religion is counterproductive and should be avoided. But he argues that a reluctance to distinguish travelers on other grounds – such as their general appearance or their mannerisms – is not only foolhardy but dangerous.
"When you see a typical family – dressed like a family, acts like a family, interacts with each other like a family ... when their passport details match – then let's get them through," he said. "Stop wasting time that would be much better spent screening the people that we've got more concerns about.''
U.S. authorities prohibit profiling of passengers based on ethnicity, religion or national origin. Current procedures call for travelers to be randomly pulled out of line for further screening.
Scrutinizing 80-year-old grandmothers or students because they might be carrying school scissors can defy common sense, Baum said.
"We need to use the human brain – which is the best technology of them all," he said.
But any move to relax prohibitions against profiling in the U.S. would surely trigger fierce resistance, including legal challenges by privacy advocates.
What if security were left to somebody other than the federal government?
Jim Harper, director of information policy studies at the Washington-based Cato Institute, a free-market-oriented think tank, says airlines should be allowed take charge of security at airports.
Especially since 9/11, the trend has been toward standardizing security procedures to ensure all airports follow the best practices. But Harper argues that decentralizing the responsibility would result in a mix of approaches – thereby making it harder for terrorists to use a single template in planning attacks.
"Passengers, too, prefer a uniform experience," he said. "But that's not necessarily the best security. It's better if sometimes we take your laptop out, sometimes we'll pat you down. Those are things that will really drive a terrorist batty – as if they're not batty already.''
Harper concedes that privatizing airport security is probably wishful thinking, and the idea has not gotten any traction. He acknowledges it would be difficult to allay fears of gaping security holes if it were left to each airline or airport owner to decide its own approach.
Dunya nadir elementin pesinde
KEITH BRADSHER
04.01.2010
GUYUN KÖYÜ, Çin - Elektrik arabalarından tasarruflu ampullere ve dev rüzgâr türbinlerine, çağın en çevre dostu teknolojilerinden bazıları doğada nadir bulunan eser element denilen maddeler sayesinde mümkün oluyor. Dünyanın da bu cevherlere bağımlılığı hızla artıyor. Ortada yalnızca bir problem var: Bu elementlerin hemen tümü çevreye çok fazla zarar veren ve suç şebekelerinin kontrolündeki madenlerin yer aldığı Çin'den geliyor. Batı başkentleri Çin'in bu alandaki tekele yakın konumundan endişe ediyor. Çin'in geleceğin teknolojilerinde ezici bir hâkimiyet kurma potansiyeline dikkat çekiyorlar. Ordunun Çin kaynaklı nadir toprak elementlerine bağımlılığına dair kaygılarını dile getiren ABD Kongresi, diğer seçenekler üzerinde çalışma yapılması talimatını verdi. Çin'in güneydoğusunda yer alan gür bambu ormanları ve muz ağaçlarıyla çevrili Guyun Köyü'nde çevre kirliliğinin yol açtığı zarar, bir zamanlar pirinç yetiştirilen tarlaların yer aldığı arazilerin kırmızı-kahverengi çamur, balçık ve kille kaplı olmasıyla görülebiliyor. Madenciler toprağın üst kısmını kazıyor, kürekle altın-benekli kili kum çukurlarına taşıyorlar. Daha sonra asit kullanarak eser elementleri çıkarıyorlar. Burada kullanılan asit nehirlere akarak çeltik tarlalarını, balık çiftliklerini yok edip su kaynaklarını kirletiyor. Geçenlerde yağmurlu bir öğleden sonra 41 yaşındaki Zeng Guohui bir zamanlar çalıştığı eski bir madene giderek kum ve çamur yığınını incelemiş. Madendeki eser elementler üç yılda tükenmiş. Ancak madenin kapanmasından on yıl sonra hala kimse arazide pirinç tarlalarını yeniden sürmeye kalkışmamış. Disprozyum ve terbiyum gibi ağır nadir elementlerin çıkarıldığı küçük madenler yakınlardaki tepelerde işletilmeye devam ediyor. Zeng, "Sürekli protesto eylemleri düzenleniyor. Çünkü tarım arazilerini kirletiyorlar. İn sanlar her zaman tazminat istiyorlar" diyor. Çin Endüstri ve Bilişim Teknolojisi Bakanlığı'nda eser elementler sektörü denetleyicilerinden Wang Caifeng, "Pek çok yerde madencilik suiistimal ediliyor. Bu durum ekoloji ve çevreye büyük zarar verdi" diyor. Dünyada bazıları aslında tam olarak nadir denemeyecek 17 eser element var. En önemli iki tanesi ağır eser elementi disprozyum ve terbiyum özellikle çok aranıyor. Bunun nedeni her iki elementin çevreci enerji ürünlerinde oynadıkları mucizevî rol. Çok küçük miktarlarda disprozyum elektrik motorlarındaki mıknatısları yüzde 90 hafifletirken, terbiyum lambalarda elektrik kullanımını yüze 80 azaltıyor. Disprozyum fiyatları 2003'ten beri yaklaşık 7 kat arttı. Terbiyum fiyatları da 2003-2008 arasında 4 katına çıktı. Çin, dünyada yer alan disprozyum ve terbiyumun yüzde 99'unu çıkarıyor. Çin'de üretimin büyük çoğunluğu Guangdong'un kuzeyiyle komşu Jiangxi eyaletindeki 200 madenden geliyor. Çin, aynı zamanda endüstride yaygın kullanım alanı olan hafif eser elementlerin de hâkim üreticisi. Fakat madencilikte bu elementlerin arzı daha da düşük olduğu için çıkarılmaları daha fazla denetleniyor. Sektör yöneticileri ağır eser elementlerin yarısının lisanslı diğer yarısının ise yasa dışı yollarla çıkarıldığını işaret ediyorlar. Fakat Zeng'in de çalıştığı yasal madenler bile ciddi çevre felaketlerine yol açıyor. Hong Kong'da bir dönem polis istihbarat şefliği yapan ve şimdi küresel güvenlik şirketi International Risk'in CEO'su Stephen G. Vickers, Çin ana karasında cinayet işlemekten kaçınmayan suç çetelerinin yerel yetkililerle bağlarını olduğunu ve madencilik faaliyetlerinin büyük bölümüne ellerinde tuttuğunu söylüyor. Endüstri ve Bilişim Teknolojisi Bakanlığı geçen Nisan'da ağır nadir elementlerin ihracını durdurmaya yönelik bir taslak plan hazırladı. Bunun nedeni kısmen çevreci grupların tepkileri kısmen de hükümetin diğer ülkeleri Çin'de üretilmiş mamulleri satın almaya teşvik etmek istemesinden de ileri geliyor. Plan, 1 Eylül'de duyurulduğunda Batılı hükümetler ve şirketler buna şiddetle karşı çıktı. Ve Wang, 3 Eylül'de hükümetin ihracattan tamamen vazgeçmeyeceğini ve planın tümünü gözden geçireceğini açıkladı. Fakat sonra bakanlık tüm eser elementler için yıllık ihracat kotasını yüzde 12 kısma kararı aldı. ABD Kongresi tepkisi ise Savunma Bakanlığı'na 1 Nisan'a kadar Amerikan ordusunun gece-görüş ve telemetri gibi cihazlarda Çin'e bağımlılığını incelemesi talimatı vermek oldu. Ağır eser elementlerin Batılı kullanıcıları Çin'den satın aldıkları bu minerallerin ne kadarının yasalara uygun çalışan madenlerden geldiğine dair hesaplama yapacak olanakları olmadığını ifade ediyorlar. Çokuluslu şirketler ağır nadir elementlere bağımlılıklarını gözden geçirmeye başladılar. Toyota eser elementleri içeren araba parçaları satın aldığını ama tedarikçilerin alımlarına karışmadığını duyurdu. Alman Siemens firmasının ışıklandırma birimi Osram'dan olabildiğince düşük miktarlarda nadir element kullanıldığı açıklaması yapıldı. Önümüzdeki yıllarda ağır nadir elementlerin en büyük kullanıcısı büyük rüzgâr türbinlerini üretenler olabilir. Rüzgâr türbinleri kulelerindeki 5 tonluk jeneratörler için çok hafif mıknatıslara ihtiyaç duyuluyor. Dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticisi haline gelen Danimarka şirketi Vestas yeni nesil prototiplerinin disprozyum kullandığını ve şirketin arz konusu üzerinde çalıştığını açıkladı. 1,3 milyar dolarlık eser element madenciliği sektöründeki üst düzey yetkililer, temiz enerji teknolojilerinin üretiminin önemi göz önünde bulundurulduğunda, çevreye daha az zararlı madenciliğin gelişmesine ihtiyaç olduğunu söylüyorlar. Müteahhitler Kanada, Güney Afrika ve Avustralya'da madenler açmayı umut ediyorlar. Bununla beraber şirketlerin büyük çaplı üretime geçmeleri yıllar alacak. Bu madenlerde hatırı sayılır ölçüde hafif eser element çıkarılacak. Üretilecek ağır eser elementlerin rüzgâr türbini sektöründen gelen yüksek talebi karşılamak üzere büyük olasılıkla kapışılacağı tahmin ediliyor. Avustralyalı Lynas Şirketi'nin Başkanı Nicholas Curtis, "Bu sektör dünyayı kurtarmak istiyor. Bunu yaparken başka yerde insanları öldüren bir ürün miras bırakamayız" diye konuşuyor.
04.01.2010
GUYUN KÖYÜ, Çin - Elektrik arabalarından tasarruflu ampullere ve dev rüzgâr türbinlerine, çağın en çevre dostu teknolojilerinden bazıları doğada nadir bulunan eser element denilen maddeler sayesinde mümkün oluyor. Dünyanın da bu cevherlere bağımlılığı hızla artıyor. Ortada yalnızca bir problem var: Bu elementlerin hemen tümü çevreye çok fazla zarar veren ve suç şebekelerinin kontrolündeki madenlerin yer aldığı Çin'den geliyor. Batı başkentleri Çin'in bu alandaki tekele yakın konumundan endişe ediyor. Çin'in geleceğin teknolojilerinde ezici bir hâkimiyet kurma potansiyeline dikkat çekiyorlar. Ordunun Çin kaynaklı nadir toprak elementlerine bağımlılığına dair kaygılarını dile getiren ABD Kongresi, diğer seçenekler üzerinde çalışma yapılması talimatını verdi. Çin'in güneydoğusunda yer alan gür bambu ormanları ve muz ağaçlarıyla çevrili Guyun Köyü'nde çevre kirliliğinin yol açtığı zarar, bir zamanlar pirinç yetiştirilen tarlaların yer aldığı arazilerin kırmızı-kahverengi çamur, balçık ve kille kaplı olmasıyla görülebiliyor. Madenciler toprağın üst kısmını kazıyor, kürekle altın-benekli kili kum çukurlarına taşıyorlar. Daha sonra asit kullanarak eser elementleri çıkarıyorlar. Burada kullanılan asit nehirlere akarak çeltik tarlalarını, balık çiftliklerini yok edip su kaynaklarını kirletiyor. Geçenlerde yağmurlu bir öğleden sonra 41 yaşındaki Zeng Guohui bir zamanlar çalıştığı eski bir madene giderek kum ve çamur yığınını incelemiş. Madendeki eser elementler üç yılda tükenmiş. Ancak madenin kapanmasından on yıl sonra hala kimse arazide pirinç tarlalarını yeniden sürmeye kalkışmamış. Disprozyum ve terbiyum gibi ağır nadir elementlerin çıkarıldığı küçük madenler yakınlardaki tepelerde işletilmeye devam ediyor. Zeng, "Sürekli protesto eylemleri düzenleniyor. Çünkü tarım arazilerini kirletiyorlar. İn sanlar her zaman tazminat istiyorlar" diyor. Çin Endüstri ve Bilişim Teknolojisi Bakanlığı'nda eser elementler sektörü denetleyicilerinden Wang Caifeng, "Pek çok yerde madencilik suiistimal ediliyor. Bu durum ekoloji ve çevreye büyük zarar verdi" diyor. Dünyada bazıları aslında tam olarak nadir denemeyecek 17 eser element var. En önemli iki tanesi ağır eser elementi disprozyum ve terbiyum özellikle çok aranıyor. Bunun nedeni her iki elementin çevreci enerji ürünlerinde oynadıkları mucizevî rol. Çok küçük miktarlarda disprozyum elektrik motorlarındaki mıknatısları yüzde 90 hafifletirken, terbiyum lambalarda elektrik kullanımını yüze 80 azaltıyor. Disprozyum fiyatları 2003'ten beri yaklaşık 7 kat arttı. Terbiyum fiyatları da 2003-2008 arasında 4 katına çıktı. Çin, dünyada yer alan disprozyum ve terbiyumun yüzde 99'unu çıkarıyor. Çin'de üretimin büyük çoğunluğu Guangdong'un kuzeyiyle komşu Jiangxi eyaletindeki 200 madenden geliyor. Çin, aynı zamanda endüstride yaygın kullanım alanı olan hafif eser elementlerin de hâkim üreticisi. Fakat madencilikte bu elementlerin arzı daha da düşük olduğu için çıkarılmaları daha fazla denetleniyor. Sektör yöneticileri ağır eser elementlerin yarısının lisanslı diğer yarısının ise yasa dışı yollarla çıkarıldığını işaret ediyorlar. Fakat Zeng'in de çalıştığı yasal madenler bile ciddi çevre felaketlerine yol açıyor. Hong Kong'da bir dönem polis istihbarat şefliği yapan ve şimdi küresel güvenlik şirketi International Risk'in CEO'su Stephen G. Vickers, Çin ana karasında cinayet işlemekten kaçınmayan suç çetelerinin yerel yetkililerle bağlarını olduğunu ve madencilik faaliyetlerinin büyük bölümüne ellerinde tuttuğunu söylüyor. Endüstri ve Bilişim Teknolojisi Bakanlığı geçen Nisan'da ağır nadir elementlerin ihracını durdurmaya yönelik bir taslak plan hazırladı. Bunun nedeni kısmen çevreci grupların tepkileri kısmen de hükümetin diğer ülkeleri Çin'de üretilmiş mamulleri satın almaya teşvik etmek istemesinden de ileri geliyor. Plan, 1 Eylül'de duyurulduğunda Batılı hükümetler ve şirketler buna şiddetle karşı çıktı. Ve Wang, 3 Eylül'de hükümetin ihracattan tamamen vazgeçmeyeceğini ve planın tümünü gözden geçireceğini açıkladı. Fakat sonra bakanlık tüm eser elementler için yıllık ihracat kotasını yüzde 12 kısma kararı aldı. ABD Kongresi tepkisi ise Savunma Bakanlığı'na 1 Nisan'a kadar Amerikan ordusunun gece-görüş ve telemetri gibi cihazlarda Çin'e bağımlılığını incelemesi talimatı vermek oldu. Ağır eser elementlerin Batılı kullanıcıları Çin'den satın aldıkları bu minerallerin ne kadarının yasalara uygun çalışan madenlerden geldiğine dair hesaplama yapacak olanakları olmadığını ifade ediyorlar. Çokuluslu şirketler ağır nadir elementlere bağımlılıklarını gözden geçirmeye başladılar. Toyota eser elementleri içeren araba parçaları satın aldığını ama tedarikçilerin alımlarına karışmadığını duyurdu. Alman Siemens firmasının ışıklandırma birimi Osram'dan olabildiğince düşük miktarlarda nadir element kullanıldığı açıklaması yapıldı. Önümüzdeki yıllarda ağır nadir elementlerin en büyük kullanıcısı büyük rüzgâr türbinlerini üretenler olabilir. Rüzgâr türbinleri kulelerindeki 5 tonluk jeneratörler için çok hafif mıknatıslara ihtiyaç duyuluyor. Dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticisi haline gelen Danimarka şirketi Vestas yeni nesil prototiplerinin disprozyum kullandığını ve şirketin arz konusu üzerinde çalıştığını açıkladı. 1,3 milyar dolarlık eser element madenciliği sektöründeki üst düzey yetkililer, temiz enerji teknolojilerinin üretiminin önemi göz önünde bulundurulduğunda, çevreye daha az zararlı madenciliğin gelişmesine ihtiyaç olduğunu söylüyorlar. Müteahhitler Kanada, Güney Afrika ve Avustralya'da madenler açmayı umut ediyorlar. Bununla beraber şirketlerin büyük çaplı üretime geçmeleri yıllar alacak. Bu madenlerde hatırı sayılır ölçüde hafif eser element çıkarılacak. Üretilecek ağır eser elementlerin rüzgâr türbini sektöründen gelen yüksek talebi karşılamak üzere büyük olasılıkla kapışılacağı tahmin ediliyor. Avustralyalı Lynas Şirketi'nin Başkanı Nicholas Curtis, "Bu sektör dünyayı kurtarmak istiyor. Bunu yaparken başka yerde insanları öldüren bir ürün miras bırakamayız" diye konuşuyor.
Subscribe to:
Posts (Atom)